Download TASAVVUF TARİHİ Doç. Dr. Hayrani ALTINTAŞ PDF

TitleTASAVVUF TARİHİ Doç. Dr. Hayrani ALTINTAŞ
File Size13.1 MB
Total Pages193
Table of Contents
                            Page 1
Page 2
Page 3
Page 4
Page 5
Page 6
Page 7
Page 8
Page 9
Page 10
Page 11
Page 12
Page 13
Page 14
Page 15
Page 16
Page 17
Page 18
Page 19
Page 20
Page 21
Page 22
Page 23
Page 24
Page 25
Page 26
Page 27
Page 28
Page 29
Page 30
Page 31
Page 32
Page 33
Page 34
Page 35
Page 36
Page 37
Page 38
Page 39
Page 40
Page 41
Page 42
Page 43
Page 44
Page 45
Page 46
Page 47
Page 48
Page 49
Page 50
Page 51
Page 52
Page 53
Page 54
Page 55
Page 56
Page 57
Page 58
Page 59
Page 60
Page 61
Page 62
Page 63
Page 64
Page 65
Page 66
Page 67
Page 68
Page 69
Page 70
Page 71
Page 72
Page 73
Page 74
Page 75
Page 76
Page 77
Page 78
Page 79
Page 80
Page 81
Page 82
Page 83
Page 84
Page 85
Page 86
Page 87
Page 88
Page 89
Page 90
Page 91
Page 92
Page 93
Page 94
Page 95
Page 96
Page 97
Page 98
Page 99
Page 100
Page 101
Page 102
Page 103
Page 104
Page 105
Page 106
Page 107
Page 108
Page 109
Page 110
Page 111
Page 112
Page 113
Page 114
Page 115
Page 116
Page 117
Page 118
Page 119
Page 120
Page 121
Page 122
Page 123
Page 124
Page 125
Page 126
Page 127
Page 128
Page 129
Page 130
Page 131
Page 132
Page 133
Page 134
Page 135
Page 136
Page 137
Page 138
Page 139
Page 140
Page 141
Page 142
Page 143
Page 144
Page 145
Page 146
Page 147
Page 148
Page 149
Page 150
Page 151
Page 152
Page 153
Page 154
Page 155
Page 156
Page 157
Page 158
Page 159
Page 160
Page 161
Page 162
Page 163
Page 164
Page 165
Page 166
Page 167
Page 168
Page 169
Page 170
Page 171
Page 172
Page 173
Page 174
Page 175
Page 176
Page 177
Page 178
Page 179
Page 180
Page 181
Page 182
Page 183
Page 184
Page 185
Page 186
Page 187
Page 188
Page 189
Page 190
Page 191
Page 192
Page 193
                        
Document Text Contents
Page 1

ANKARA itNiVERS İTES İ İ IA.Rİ YAT FAKÜLTESi YAYINLARI NO 171

lath`,' ẁIW A

TASAVVUF TAR İ H İ

Doç. Dr. Hayrani ALTINTAŞ

ANKARA

1986

Page 2

ANKARA ÜNIVERSITESI BASIMEVI - ANKARA 1986

Page 96

Üçüncüsü, Bağdadlı me şhur sufi Cüneyd'dir. Hallâc h. 264-284
yılları aras ı nda tam yirmi yıl onun 'hizmetinde bulunmuş tur. Cüneyd'
in fikirlerini ö ğ rettiğ i bir meclisi vard ı . Hallâc bu meclisde '- -Nuri, Futi,
Ibn Atâ ve Ş ibli gibi meşhur mutasavv ıflarla beraber oldu. Hallâc bu
meclisde tasavvufi tecrübelerinin temelini te şkil edecek bilgileri ö ğ re-
nir. Cüneyd'in meclisinde Hallâc, kendine has karakterini gösterir. Fi- .
kirleri ve görü ş leri farklılık arzeder. Sufi elbiseleri yerine çe ş itli tipte el-
biseler giyer.

Hallâc h. 282'de ilk hacc ım yapar, namaz k ılarak dua ederek, mü-
câhede ederek Ka'be'nin yan ında bir sene kal ı r.

Ebu Abdullah el-Mağ ribi, Hallâc'm Mekke'deyken tam ö ğ le üzeri
Ebu Kubeys Dağı 'nda kızgın bir güne ş altında bir kayanın üzerinde
ibadet etti ğ ini, bu hali ile "k ızgın güne ş altında bile sana ibâdet ede-
rim" der gibi bir halle isyankâr bir tutum içine girdi ğ ini ve bu davram-
şunu bir gün kendisi için kötü sonuç verece ğ inin ifade edildiğ ini anlat ır.

H, 284'de Cüneyd'den ayrılan Hallâc, kendi yolunu çizer ve diğ er
sufilerden de ayr ıhr._ Diğer mutasavv ıflarm ona itimad ı kalmam ış tı r.
Zira hareketleri, onu umum müslümanlardan ay ırmaktad ır. Sufi elbise-
sini tamamen terkeden ve askerlerin "kaba" ad ını verdiğ i bir tür elbise
veya murakka giyer. H. 284'ten H. 286'ya kadar Tüster'de inzivaya
çekilir. H. 286'dan sonra kendi fikirlerini yaymak için seyahate ç ıkar.
Hallâc, 286-290 yılları arasmda Horasan'da dola şı r. Bir müddet Alıvaz'
da kalir. Orada büyük itibar görür. Sonra Irak'a geçer. Fars ülkesine gi-
der, fakat Kum'dan kendisini ç ıkarırlar. Hallâc h. 291 de ikinci defa
hacca gider. Sonra Ba ğdad'a gelir. Gayr-i müslimlere va'z etmek üzere
Hindistan ve Doğu Türkistan'a seyahat eder. H. 292-294 y ıllarııı da
buralarda vaaz eder, kastlardan pek çak kimse onun telkiniyle müslü-
man olur. Bugün bile o müslümanlara 'mansûri' denildi ğ i rivayet
edilir Bilha a ferıLi mefhumu ile yogadaki "yokolma" hali aras ındaki
benzerik dolayısıyla suçlanır. Yani fena halini o halle izah eder. Hatta
onun Hindista ıı 'da siiı ir de öğ rendiğ i söylenir. Hallâc'm görü ş leri, sün-..
netle deruni tecrübenin mutlak bir uyum -halinde olmas ı doğ rultusun-
dadır. Vaazlarında daima Kur'an'a uymay ı , çok s ıkı bir riyazet yapmayı ,
ruha sinmiş bir ibâdet anlayışı na sahip olmay ı , devamlı tevbekar olmayı ,
durmaks ı zm Allah' ı aramay ı bildirir. Kendisinin Allah'a ula ş tığı nı
ifade eder, konu şmalarinda en tan ınmış ve en sahih hadislere müracaat
ederdi, ancak bu hadislerin kendi tasavyufi tecrübelerine uygun olduk-
ları da bir gerçektir. Kaynaklar hadis rivayetinde isnad zincirindeki
ş ahıslar yerine sembolik isnâdlar koydu ğunu yani insanlar yerine, ilahi

74

Page 97

isimler ve manevi varl ıklar yerle ş tirdiğ ini ifade ederler. Bundan gayesi
isnadlarla konu şamn Allah olduğunu göstermektir. Mesela, "hayat ın
ruhu, iş itmenin ve insan görü şünün nuru bana, bildirdiler ki" "ebediye,
gaybe, aç ık isim ve Allah'a göre, ademo ğ lu bana sabahleyin topra ğa
secde ederek k ıldı gı namazdan daha güzel bir ibâdet sanamaz" gibi.

Hallâc her kesimden insanlara hitâ_b etmi ş tir. Her kesime onlar gibi
_. ._

giyinerek gitmiş ve onlar gibiTonusarakhitabetmiş tir. Bunun içindir ki
zaman zaman sözlerini anlamakta zorluk çekilir. Muteziliye mutezili
gibi, sünniye sünni gibi konuş tuğu söylenir. Bu sebepledir ki karmati
propagandas ı yaptığı iddia edilir Gerçekte Hallac, Ali sempatizan ıdır.
Mehdi gibi Hz. İ sa'nın da döneceğ ini savunur. Ancak sünnete de sad ık
kalmak istediğ i bilinir. Mevcut iktidara itaat ı emreder. Ölümü bunu
ispatlar. O kalbleri kazanmaya çal ışı yordu. Gayesi herkesin kulluk
gereklerini yapmas ıydı .

Kerâmetleri: İnsanlar ve kaynaklar ona. birçok keramet atfederler
( Tuster'de y ıllarca yanan zerdü ş t ate ş lerini söndürdüğünü, Kudüs'te

bir tap ınağı n mumlarmı parmağmdan çıkan bir ışı kla yaktığı m,
Mekke'ye hacca giderken ac ıktıkların ı söyleyen ve hurma isteyen dört-

\
İ yüz müridine "beni sallay ın" dediğ ini ve kendisinden taze hurmalar
/döküldüğünü anlat ırlar; hastalar ı tedavi etti ğ ini, hapishanelerin duvar-
'alım yıktığı nı , bir iş aretle zincirleri kopard ığı m anlat ırlar.
Ancak, bunlar ın efsaneyL ınübalakali ifadeler oldu ğu bir gerçektir. Ken- _ ..
disinin de "ben bunlar ı yapacak insan değ ilim, halk bana yapmad ığı nı_
şeyler' .- ı ad edi or, bu şehirden gideceğ im" de ip ayrıld ığı da bir ger-
çektir. Hallac h.294-296 y ıllarında Mekke'de yalnız kalır. Orada taki-
bettiğ i tasavvuf' yolun ve görevin tam şuuruna sahip olar. Allah'a
kavu şmanın tezahürleri belirir: Arafatta ş öyle niyaz eder: "Ey vecde
ulaşanlarm kılavuzu Allah! Ey Sultan! Bea Seni her ş eyin üzerinde olarak
tanıyorum. Ben seni "subhanallah" diyenlerin üzerinde tesbih ediyo-
rum, "Allah'tan ba şka Allah yok" diyenlerin üstünde kabul ediyorum,
Seni idrak edenlerin idraklerinin üstündesin diyorum. Ey Rabbim, Sana
lazım gelen şükrü yapmakta benim aciz oldu ğumu biliyoisun; öyle ise
bana uygun gelen şükrü benim için Sen kendine yap. İş te bu hakiki ş ii-
kürdür210". H. 296 da Bağdad'a geri gelir. Her yerde aç ık vaaz eder. Her-
kese hitabeder ve pek çok kimse onun yoluna girer. Allah'a kavaş tuğunu
ilan eden konu şmalarıyla halkı cezbeder. Hallac daha Cüneyd-i Ba ğdadi'
nin meclisinde iken gösterdiğ i farklı olma halini daha sonra devam ettir-

210 Massignon, Passion, S. 116.

75

Page 193

Fiyat ı : 1000 TL.

Similer Documents