Download osmanli turklerinde ilim PDF

Titleosmanli turklerinde ilim
File Size10.3 MB
Total Pages222
Document Text Contents
Page 111

BÖLÜM V

XVII-XVIII. YÜZYILLAR VE KÂTİP ÇELEBİ

XVI. yüzyılda, ilim öğretiminde ve ilmî eserlerin yazılışında gö­
rülen ağırlığın, XVII. yüzyılın yarısında daha çok belirdiğini görü­
yoruz. Gerçekten bu yılların yazmalarında, artık Avrupa'da beliren
modern ilmî düşünüşün, Yunan ilmini temelinden sarsan büyük dü­
şünce hareketlerinden eser bile görülmez. Tercümeihal kitapları an­
cak yönetme veya yargı çevrelerinde şöhret almış kimselerin isim­
leriyle doludur.

Söylediğimiz gibi, daha önceki yüzyıllarda tabiî ve fizikî ilim­
lerin öğretim yeri olan medreselerde birkaç ansiklopedik bilgin ye­
tişmişti. Fakat XVII. yüzyıldan bu yana, medreselerde yavaş yavaş
aklî ve müspet ilimler i t ibardan düşmüş ve dersler daha ziyade
fıkıh alanı içine kapanmıştı. Matematik, astronomi, felsefe gibi ders­
ler, her ne kadar, tamamıyle ortadan kalkmış değilse de, her halde
ikinci planda kalmıştır. Hatta bu ilimlerden en ilkel bilgilere bile
sahip olmayanların en büyük medreseler müderrisliğine ve en bü­
yük makamlara geçtiği görülmüştür. İlim ve fikir alemindeki bu
aşağılamadan, Murat IV. a (1623-1640) verdiği lâyihasıyle ün kaza­
nan, Koçi Bey şöyle acı acı şikâyet etmektedir:

«Halen tarik-ı ilim dahi fevkalhad mütegayyir olmuştur ve aralarında cari
olan kanun-i kadim tenezzül bulmuştur. Mukaddema bir talib-i ilim danişmend
olmak murad eylese ulemadan birisi müteharrik olub evvelâ andan mahrac dersi
okuyub istidad ve liyakatini müşahede ettikten sonra müderrisinden birine gön­
derirdi. Andan birine böyle böyle haricde ve dahilde ve şahında nice müddet
danişmend olub badehu murad ettiği yerde karar edüb yolu geldikte mülâzim
olub ruznâmçe-i hümayuna nami yazılırdı. Hatta danişmendlerin eskileri ki muid-
lerdir, her birine tetimme tayin olunub anda sakin olan suhtegân tayfasına ifade-i
ulûm ederlerdi. 1003 tarihine gelince şahın muidlerinin şimdiki müderrisler ka-

Page 112

XVII.-XVIII. YÜZYILLAR VE KÂTİP ÇELEBİ 111

dar itibarı vardı... Tarik-ı ilim pek pak ve mazbut idi. Ol sebebden içlerinde cahil
ve ecnebi olmayub eğer kuzat eğer müderrisinden cümlesi ilm ü dini mükemmel,
ıfz ve vakar sahibi adamlar olub müderrisliği halinde ilm-i şerife ve mansıbı
halinde din ü devlete istikamet ile hizmet edüb ibadullaha nef'i malız olurdu...
Bu asırda da âlim ve cahil bir görülmeyüb erbab-ı ilm ü marifete imtiyaz verilse
zaman-ı kalilde yine evvelki mertebeye varırdı. M e n a s ı b - i i l m i y e ş e f a ­
a t l e v e r i l m e k m u r a d d e ğ i l d i r . Â l i m h a n g i s i i s e a n a g e ­
r e k t i r » (bkz. Koçi Bey Risalesi, Ebüzziya basımı, s. 39-43).

ö t e yandan, aşağıda kendisinden' uzun uzadıya bahsedeceğimiz
Kâtip Çelebi, Mizan-i'd-hak fi ihtiyar-iLahak adlı, küçük risalesinde îslâ-
mın ilk zamanlarında müspet ilimlerin yasaklanması rivayetlerinden
bahsederken, diyor ki:

«Fakat nice haliy-üz-zihin kimseler sadr-ı evvelde vaki olan meni rivayet­
lerini hacer-i camid gibi taklid-i mahz ile tutub aslını tedbir ve mülâhaza etme­
den red ve inkâr eyledi. Felsefe ilimleri deyu zemme mübtelâ olub yeri göğü
bilmez cahil iken âlim geçindi. Evelem yenzuru fi melekûtüssemavati vel'ardt
tehdidi kulağına girmeyüb zemin ve eflâke nazar-ı bakar gibi göz ile bakmak
sandı. Devlet-i Osmaniye evailinden Sultan Süleyman zamanına gelince H i k ­
m e t i l e ş e r i a t i l i m l e r i n i c e m e y l e y e n muhakkikler iştiharda idi.
Sonra ebü'l-fetih Sultan Mehmed Han medaris-i semaniye bina edüb kanun üzere
şuğl oluna deyu vakfiyesine kayıd ve şerh-i mevakıf ve haşiye-i tecrid derslerini
tayin eylemişti. Sonra gelenler bu dersler felsefiyattır diye kaldırub hiday'e ve
ekmel dersleri okutmağı makul gördü. Yalnız ana iktisat, nâmakul olmakla ne
felsefiyat kaldı, ne bidaye ve ekmel kaldı ve bununla suk-ı ilme kesad gelüb ehli
inkıraza karib olmağla bazı kenarda Ekrad diyarında yer yer kanun üzre şuğl
eden talihlerin mübtedileri Rum'a gelip azim tafra satar oldular» (bkz. Mizan-ül-
bak fi ihtiyar-il-ahak, istanbul, 1306, s. 10-11).

İşte bu iki zatın ifadelerinden anlaşılıyor ki, XVII. yüzyıl başın­
da ve hat ta daha XVI. yüzyılda bile, Osmanlı Türk medreselerinde,
aklî ve naklî ilimler noktasından, bir aşağılama göze çarpmaktaydı.

Bu devirde matematik üzerine, Hızır Halife Teberî adında bir
zatın, Gezke-i erkam adı altında, bir aritmetik kitabı ve Diyar-ı Bekirli
Molla Mehmed Çelebi adlı başka bir yazarın geometri, astronomi ve
başka ilimlerden bahseden eseriyle, kendisinin koyduğu problemlere
yine kendisinin verdiği cevaplardan meydana gelme Redd ü kabul ve
ecvibe adlı bir eseri vardır. Murad IV. ın müneccimbaşısı başka bir
Mehmet Çelebinin de bazı ufak tefek astronomi risalelerini biliyor­
sak da, bunlar kendilerinden ayrı ayrı bahse değer eserler değildir.

Page 221

220 Û S M A N L I T Ü R K L E R I N D E ILIM

Vambery, A., 7G.
Vavassorc, 32.
Varennius, Bernhard,

169.
Vasco de Gama, 77.
Venturi, 106.
Vergennes, de, 182.

Vesalius, Andreas, 108,
175.

Vesconti Pietro, 71.
Villeneuvc, Marquis de,

157.

Vivien de St. Martin,
130.

Voltaire, 158, 176, 180,
184, 193, 203.

Wiedernan, E., 56, 57.
Wilhelm II., 73.

Yahya bin Mehmed-ül-
Gaffarî, 57.

Yahya bin Pir Ali Nev'i,
9 6 .

Yakovaki Efendi, 189.
Yakup Hekim, 46.
Yakut B4.
Yani Paleolog, 29.
Yule, Henry, 76.
Yusuf Akçura, 66.

Yusu Kemal, Prince, 30,
32.

Yusuf bin Kemal, 87.

Zeydan, Corci, 90.
Zeyneddin bin îsmail-

ül-Cürcanî, 16.
Zeynelabidin, 119.
Zeynelabidin bin Halil,

112.
Zekeriya-el-Kazvinî,

bkz. Kazvinî, 23, 52,
95.

Zekeriya el-Razî, 17, 58,
62, 129, 141, 144. ,

Zorzi Dolfin, 33.

Similer Documents